Şehir, ilan, firma, etkinlik, haber, eğlence, müzik ve haber portalınız.

Gaziantep’te Tarihi Mekanlar Ve Müzeler

Gaziantep,Anadolu’nun ilk yerleşim alanlarından biridir ve uygarlıkların dogduğu Mezopotamya ile Akdeniz arasındadır.Sakçagözü,Zincirli,Karkamış,Yesemek,Dülük,Zeugma(Belkıs) gibi yerleşim yerleri bölgenin kültürel ve siyasi yapısını tarih öncesi çaglardaki gelişimini tanıklık eder.Bölgede hakimiyet kuran ilk krallık merkezi Halep’teki Halpa Krallı’dır. Büyük İskender’in ölümünden sonra bölgenin tamamı gibi Gaziantep ve çevreside Selefoz Krallığına dahil oldu.Ardından Kommagene topraklarına katılan bölge, uzun bir süre Roma İmparotorluğu’na bağlı olarak varlığını sürdürdü.Bizans egemenliği sırasında Hiristiyanlık yayıldı.Hz.Ömer’in halifeligi döneminde İslam ordularının bölgeyi ele geçirmesiyle halk Müslümanlıgı kabul etti.Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklular’a bağlı Bir Türk devleti kuruldu.Moğol istilasında yıkılan kente Dulkadiroğulları ve Memluklar yerleşti.Mercidabık Meydan Savaşının ardından Osmanlı İmparotorluğu’nun yönetimine giren kent bu dönemde üretim, ticaret ve el sanatlarında ilerledi.1.Dünya Savaşı sonunda İngiliz ve Fransız işgaline ugradı.Antep 11 ay boyunca işgale direndi ve gazilik unvanı aldı.İpek Yolu üzerinde bulunan Gaziantep’in günümüze ulaşabilen en çarpıcı tarihi eserleri Hitit, Roma ve Osmanlı dönemlerine aittir.

  • Eski Antep Evleri

Antep Evleri; yüksek duvarlar arkasında, dış mekanlardan mümkün olduğunca soyutlanmış, avluya dönük yapılardır. Antep evleri genellikle iki katlıdır. Bölgede taş kullanımının yaygın olması nedeniyle evlerin yapımında havara taşı (yumuşak kalker), topak taşı, keymıh (sert kalker), minare kayası, bazalt (karataş), beyaz mermer, kırmızı mermer ve doğadan toplanan bazı renkli taş cinsleri kullanılmıştır. Kullanılan taş cinslerinin, evleri dayanıklı kılmasının yanında diğer bir özelliği, yazları serin; kış aylarında ise sıcak tutmasıdır. İklimsel etkiler ve yaşayış tarzı mimaride iç avlu anlayışı hakimdir. Evlerdeki avlulara, yaşantının büyük bölümünün burada geçmesi nedeniyle “hayat” denilmektedir. Mahremiyeti sağlamak için zemin katlarda sokağa bakan pencere açılmaması da hayat denilen mekanları vazgeçilmez kılmıştır. Hayatın kenarlarında çoğu zaman çiçeklikler, merdiven altında ya da avlu kenarında gizlenmiş kuyu ve ortasında “Ganne” adı verilen havuz bulunmaktadır. Evin üst katlarına genellikle dıştan merdivenlerle ulaşılır. Sofa etrafında sıralanmış çoğu zaman eyvanlı odalar yer alır. Yörede eyvan adı verilen bu bölümün üst tarafı kapalı olup, ön yüzü avluya bakar. Sıcak yaz günlerinde gölgeli bir mekandır. Odalardan bina dışına da yansıyan, merdivenlerle çatı arasına çıkılan bölümler vardır. Önceleri toprak çatı olan mekanlar, daha sonra yerlerini alaturka kiremite (yörede bardak denir) bırakmıştır. Çatı altları havalandırmanın iyi olması nedeniyle kiler (hazna) olarak da kullanılmaktadır. Genelde tavanlar ahşap kirişlemeler üzerine kaplama ile geçilirken bir kısmında da bağdadi sıvaya uygulanmıştır. Bunların üzerine boya ve resimlerle, tavan süslemeleri yapılmıştır. Üst katlarda, yola bakan büyük kafes pencereler bulunmaktadır. Tüm pencerelerin üzerinde ışık ve hava sağlayan kuş tagası vardır. Pencereler hava ve ışık ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, görsel açıdan da binaların süsü konumundadır.

  • Bakırcılar çarşısı

Genel olarak Bakırcılar Çarşısı olarak adlandırılan ancak, bir çok el sanatı esnafının üretim yaptığı bir çarşılar kompleksinden oluşan Gaziantep Bakırcılar Çarşısı ahşap kaplamalı dükkanları, taş döşenmiş sokakları ile bizlere başka bir dönemden kesitler sunmaktadır. Bakırcılar Çarşısında yer alan dükkanların yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 19. y.y. da yapıldığı düşünülmektedir. Tek katlı dükkanlardan oluşan çarşı, hanlar bölgesi içinde yer almaktadır. Kemerli girişlerle sokağa açılan dükkanlar düzgün kesilmiş sert kalker (keymıh) taştan yapılmıştır. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı’nın hazırlamış olduğu “Bakırcılar Çarşısı Sokak Sağlıklaştırma Projesi” kapsamında 8 sokak ve 280 dükkan restore edilmiştir. Kültür Yolu Projesi kapsamında yer alan çarşı Tarihi Kentler Birliği’nin “Başarı Ödülüne” layık görülmüştür. Çarşıya adını veren bakırcılık sanatı varlığını günümüzde de yoğun bir şekilde devam ettirmektedir.

  • Antep Kalesi

Gaziantep Kalesi, Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisi olup, gerek ihtişamı ve heybetiyle, gerekse bir sır gibi gizlediği tarihiyle şehir merkezinde, Alleben Deresi’nin güney kenarında, yaklaşık 25-30 m. yükseklikte hemen herkesin dikkatini çeken bir tepe üzerindedir. Gaziantep Kalesinin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte tarihi günümüzden 6000 yıl geçmişe, kalkolitik döneme kadar giden bir höyük üzerinde kurulduğu, M.S II-III yüzyıllarda ise kale ve çevresinde “Theban” isimli küçük bir kentin olduğu bilinmektedir.

  • Zeugma Mozaik Müzesi

Müze sergisinde, o dönemde kentte yaşayan insanların inançları kültürü ve
günlük yaşantısını geçirdiği ortam birebir mimarisine uygun olarak sokağı,
çeşmesi, duvarı ve tüm yapı taşları ile gerçek ölçüsünde ziyaretçilere
sunulmaya çalışılmıştır.
Fırat Nehri’ne en yakın konumda bulunan mozaikler girişte yer alırken,
kentin teraslarına doğru yükselen mozaikler sırası ile yerleştirilmiştir.
Zemin katta sergilenmekte olan Roma Hamamı’na ait mozaikler
ise, baraj gövdesinin altından çıkarılmıştır. Zeugma Mozaik Müzesinde
ziyaretçiler, en alt koddan başlayarak, Zeugma’daki teraslarda yükselmiş
olarak gezisini tamamlayabilecektir. Zeugma ile ilgili görülecek diğer
kültür varlıkları Zeugma Ören Yeri’nde inşa edilen Korugan Müze’de
izlenebilmektedir.
Müzeye hakim, her kattan rahatlıkla görülebilen Mars Heykeli,
Zeugma’da olduğu gibi müzede de savaş ve baharın tanrısı olarak
Zeugma’nın koruyucusu konumunda sergi teşhir projesinin en önemli
eserlerinden biri olarak yerini almaktadır. İkinci katta labirent şeklinde
dizayn edilmiş gizemli oda Çingene Kızı’nın mahzun bakışlarını ön plana
çıkarmaktadır.
Zeugma Mozaik Müzesi kolleksiyonunda bulunan; Roma ve geç antik
döneme ait 2.448 m2 mozaik, 140 m2 duvar resmi, 4 Roma dönemi
çeşmesi, 20 sütun, 4 kireç taşından yapılmış heykel, tunç Mars Heykeli,
mezar stelleri, lahitler ve mimari parçalar restorasyonu yapılarak teşhir
edilir hale getirilmiştir.

  • Gaziantep Arkeoloji Müzesi

Gaziantep’te ilk müze 1944 yılında Halkevi’nde hizmete girmiş, daha sonra Nuri Mehmet Paşa Camii’ne, 1969 yılında ise inşaatı biten Arkeoloji Müzesi’ne taşınmıştır.

Zaman zaman değişen teşhir vitrinleriyle yaklaşık 42 yıl süresince Gaziantep ve çevresinin taşınabilir kültür varlıkları ziyaretçilere sunulmuştur. Gaziantep Arkeoloji Müzesi 3500 m2’lik teşhir alanına sahiptir. Gaziantep İli ve çevresinin kronolojisiyle ilgisi 1752 adet eser teşhir edilmekte.

  • Gaziantep Kahramanlık Panoraması ve Müzesi

Gaziantep Kalesi içerisinde yer alan galeriler Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nce restore edilerek Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoroma Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Kale girişinden başlayıp galeri kısmına doğru devam eden müzede, Antep halkının düşman işgaline karşı direniş öyküsü; panolar, kahramanlara ait heykeller, rölyefler eşliğinde anlatılmaktadır. Müze; İngiliz ve Fransızlar’ın işgaline uğrayan Antep halkının göstermiş olduğu direnişi, açılan cepheleri, bu cephelerde savunma yapan kahramanları, taarruzları, harekâtları ve halkın yaşadığı zorlukları 2 bine yakın figür ile gözler önüne sermektedir.

  • Medusa Arkeolojik Cam Eserleri Müzesi

Medusa Cam Eserler Müzesi 15 yıllık bir birikimin sonucunda  ortaya çıkan koleksiyonu daha geniş kitlelere sanat severlere ,bilim adamlarına sunabilmek için  hayata geçirilmiştir. 21 Haziran 2008 tarihinde açılışı yapılan müzeyi ilk 1 ay içerisinde 5 bin  yerli ve yabancı kişi ziyaret etmiştir.

Medusa Cam Eserler Müzesi tarihe tanıklık eden Gaziantep Kalesi civarında eski üç  Antep evinin alınıp restore edilmesiyle oluşturulmuştur. Müze binası altı  odadan oluşmaktadır. Odalardan 5 tanesi sergi salonu olarak , 1 tanesi ise eserlerin kopyalarının yapılıp ziyaretçiye sunulduğu  mekan olarak değerlendirilmiştir. Eski Tunç Çağına ait  bronz figürinler , Roma dönemine ait çeşitli bronz eserler,altın takılar,Kil mühür baskıları ,İslami döneme ait altın sikkeler ve yaklaşık 150000 yıl öncesine ait tam fosilleşmemiş bir mamuta ait sağ alt bukkal (çene kemiği) ve vertebrası (omur kemiği) , Roma ve İslami döneme ait cam şişeler ,parfüm  ve gözyaşı şişeleri, cam ve pişmiş toprak amforalar ,Fenike dönemi renkli cam amforalar,Roma dönemine ait cam bardaklar,  cam bilezikler, pişmiş toprak kandiller sergilenmektedir. Roma ve İslami döneme ait cam  ve taştan yapılmış kolyeler, çeşitli takılar,  Roma dönemine ait cam bardaklar, kulplu ve kulpsuz çeşitli amaçlarla kullanılmış sıvı kapları sergilenmektedir.  Medusa Cam Eserler Müzesinde yaklaşık 4000’e yakın eser bulunmaktadır. Bu eser grubunun % 70’ini cam eserler,% 20 ‘sini bronz ve pişmiş toprak eserler,% 10’u ise Roma ve İslami döneme ait altın ve bronz sikkeler , altın takılar oluşturmaktadır, Müzenin bahçesine yapılan cam ocağında Suriyeli usta tarafından müzede bulunan cam eserlerin kopyaları üfleme tekniği ile yapılarak ziyaretçilerin beğenilerine sunulmaktadır. Müze aynı zamanda farklı el sanatlarının  tanıtıldığı ve şovlarının yapıldığı atölyelere de ev sahipliği yapmaktadır.  Süryani ustaların ufak şovlar yaptığı gümüş telkari atölyesi, sedef  atölyesi, kutnu dokuma atölyesi ve masa üzeri cam boncuk gösterilerinin yapıldığı cam boncuk atölyesi. Ayrıca antika eserlerin sergilendiği  ve bir kısmının satışa sunulduğu antika satış mağazası da diğer bölümlerde yerini almaktadır.

Ülkemizin  ilk  özel cam eserler müzesi olan Medusa Cam Eserler Müzesi ünik eserleri ve eser sayısı bakımından  Gaziantep turizmine  katkı sağlayacak görülmeye değer ender müzelerimizdendir.

  • Zincirli Bedesten Ve Kemikli Bedesten

Bedestenler eskiden alışveriş hayatının nabzının attığı, ince uzun, üstü kapalı çarşılardır. Şehrimizdeki bedestenlerin sayısı daha önceki yüzyıllarda beş iken günümüzde sağlam olarak ayakta kalıp ticari fonksiyonlarını devam ettiren bedesten sayısı ikidir. Bunlar, Zincirli Bedesten ve Kemikli Bedestendir. Zincirli Bedesten: XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Darendeli Hüseyin Paşa tarafından yaptırılan Zincirli Bedesten, halk arasında “Kara Basamak Bedesteni” olarak bilinir. Uzun yıllar kasaplara ev sahipliği yaptığı için Et Hali olarak da adlandırılan tarihi yapı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yaptırdığı restorasyon çalışmaları sonrasında, genişlikleri 10-25 m2 arasında değişen 73 dükkan ile ticari faaliyette bulunmak isteyen özellikle baharatçı ve turistik eşya satıcılarına otantik bir ortam sunmaktadır. Bedestenin beş kapısı bulunmaktadır. Güney kapısındaki dört mısralık kitabenin yazarı Kusuri’dir. Biri kuzeyden güneye, diğeri doğudan batıya uzanan ve birbiri ile kesişen iki bölümden meydana gelmektedir. Üstü kapalı ve tek katlı bir yapıdır. Daha sonraları üzerine bir kat daha yapılarak Adliye Binası olarak kullanılmışsa da 1957 yılındaki yangında bu bölüm tamamen yok olmuştur. Kemikli Bedesten: 19. yüzyılda (1865) Müftü Hacı Osman Efendi tarafından yaptırılan bedestende 72 dükkan bulunmaktadır. Kemikli Bedesten, her biri 15 x 60 ebadında olan iki bölümden oluşmuş dikdörtgen planlı ve kesme taştan yapılmış bir yapıdır. Temel kazıları sırasında kemik bulunduğu için adına halk tarafından Kemikli Bedesten denmiş ise de asıl adı Mecidiye Bedestenidir. Çatısı oval şekilde yapılmış olan bedestenin, doğu ve batı bölümlerinde ikişer girişi bulunmaktadır. Tarihi

  • Tütün Hanı

Herhangi bir inşa veya onarım kitabesi mevcut olmayan tütün han’ına ait en eski bilgi, şer’i mahkeme sicillerinde geçmektedir. 1754 tarihli vesikada ?taşradan antep’e gelen ve mukataası (götürü ve iş verme yetkisi) hacı mehmet’in uhdesinde bulunan tütünler eskiden beri tütün han’ında satılır, gümrüğü de burada alınırdı? denilmektedir. Eskiden beri tütünlerin burada alınıp satılması, eserin 1754 yılından daha önceki bir tarihte yapıldığını ortaya koymaktadır. Osmanlı topraklarında tütünün, 17. Yüzyılda yaygınlık kazanmaya başladığı bilinmektedir. Ayrıca 1735 yılında antep’te tütüncü esnafının bulunduğunun bilinmesi bu hanın tarihinin 1754 yılından daha öncesine gittiğini kesin olarak göstermektedir. 19. Yüzyılda hanın bilinen ilk sahibi nur ali ağa oğlu hüseyin ağa’dır. 2007 yılında vakıflar bölge müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

  • Hasan Süzer Etnografya Müzesi

Dar sokaklar, kesme taş duvarlar ve kiremitli kırma çatılıevleriyle Antep’in eski kent dokusunun en iyi görülebildiği, Bey MahallesiHanifioğlu Sokak’ta yer alan Antep evi, 1900’lü yılların başlarında inşaedilmiştir. Daha sonra birkaç kez el değiştiren bina, 1985 yılında çok harapbir vaziyette iken iş adamı Sayın Hasan Süzer tarafından satın alınmış,restorasyonu tamamlandıktan sonra “Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi” olarakkullanılmak şartıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağışlanmıştır. Teşhirindeziyaretçilere Antep halkının ev yaşantısı, gelenek, görenek, giysi ve gündelikhayat ile ilgili çeşitli eserler mankenlerle çarpıcı olarak sergilenmektedir.Üstü kiremitli kırma çatıyla örtülü olan bina ana kaya içine oyulmuş mahzenüzerine 3 kattan oluşmakta, ikisi ana yola, diğeri ara sokağa açılan üç girişkapısı bulunmaktadır. Ön cephedeki işlemeli büyük kapıdan “hayat” adı verilenorta bahçeye geçilmektedir. Hayatın güneydoğu köşesinde; üst katında oturmaodası, alt katında ocaklık ve tuvaletin yer aldığı iki katlı müstakil bir binadaha yer almaktadır. Bina içinde yer alan bölümler günlük yaşamdakifonksiyonlarına göre yörenin eşyası ile donatılmış, mankenlerle teşhirecanlılık ve gerçeklilik verilerek hizmete açılmıştır.

  • Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi

Bir tütün tüccarı olan Bayaz Ahmet Efendi tarafından 1909 yılında yaptırılan Bayazhan; Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından, Gaziantep kent kültürü ve tarihinin tanıtılması amacıyla müze haline getirilerek 2009 yılında hizmete açılmıştır. Bayazhan Kent Müzesi’nde Gaziantep’in tarihi, turistik yerleri, doğal güzellikleri, ekonomisi, el sanatları ve mutfak kültürü hakkında ziyaretçilerin bilgi alarak şehri tanımaları sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, Gaziantep’in yöresel el sanatlarından kutnu, sedef, bakır işlemeciliği gibi sanatların icrası tematik bölümlerde mankenlerce teşhir edilmektedir. Müzede ayrıca; kardeş şehirler teşhir salonu, sergi mekânları, kentin önemli mimari yapılarının maketleri bulunmaktadır.

  • Şahinbey Milli Mücadele Müzesi

Şahinbey Sınırları içerisinde bulunan Gaziantep Savaş Müzesi, yaptığımız restorasyon sonrasında, “Şahinbey Milli Mücadele Müzesi” olarak yeniden projelendirilmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda tüm Türkiye’ye gurur veren Gaziantep’in direniş destanının tüm yönleriyle etkili sunum alanları ve bu mücadelenin ruhunu taşıyan destansı bir anlatımla ziyaretçilerle buluşturulmuştur.

Gerçekleştirilen Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nin tasarım projesi, 12 odalı tarihi iki yapıyı ve altındaki mağaraları kapsamaktadır. Müzenin girişinden itibaren tarihi yapının ev yaşamının geçtiği alvusu( hayatı) ile ilk sergi alanına ulaşılmakta, içerik akışı müze güzergâhı çerçevesinde kronolojik olarak İngiliz ve Fransızlara karşı yürüten mücadeleyi ve Gaziantep’te gerçekleşen önemli olaylar anlatılmaktadır.  Milli Mücadele Müzesi bodrum katında bulunan İhsan Bey Kasteli”ne uzanan mağara hattında eşsiz yer altı yapıları kastel ve livasların görülebildiği, doğal mağaralar ile tonozlu bağlantı galerileri toplam 1.100 m2 mağara alanı ile gezi güzergahında müzenin sergilenme alanı olarak gezilebilecektir. Son olarak yakın dönemin yaşanılan ülke ve toplum tarihimiz açısından bir milat noktası, 15 Temmuz darbe girişimi ve yaşanılan destansı halk direnişinin sembolü, Ömer Halisdemir’in kahramanlık öyküsü anlatılmaktadır.

Müze ile birlikte aynı alan içinde, Antep savunması esnasında Şehitlerin ilk defnedildiği yer olan, Şehitler park alanında, şanlı kentimizin tarihini Şehitler Meydanı olarak işlevsel ve simgesel anlamla canlandırmak amacıyla bir tasarım projesi hazırlanmıştır.

Gaziantep’in vatan sevgisi ve iman gücünün birleştiği yer olarak geçmişte yaşamış olduğu acıların ve kahramanlıklarının önemini anlatabilmek amacıyla, kent tarihine anlam katan yapılar dizisinin güney aksında 4000 m2 lik alanda Antep Savunmasında kaybettiğimiz nice kahraman şehitlerimizi anmak ve isimleri ile ebedi kılmak amacıyla Şehitler Meydanı çalışmamız da tamamlanmıştır.

Gaziantep’in mimari, kentsel, yapısal, kültürel ve tarihi özelliklerinin bir arada bulunduğu zengin muhteviyatı ile Gaziantep turizmi ve kültürüne önemli bir katkı sağlaması amacıyla projelendirilen Şahinbey Milli Mücadele Müzesi ziyaretçilerini beklemektedir.

  • Kurtuluş Camii

Kurtuluş Camii 1892 yılında Valide Meryem Kilisesi (St. Mary) olarak yaptırılmıştır. Önceleri kilise ve hapishane olarak kullanılan bu yapı, sonradan camiye dönüştürülmüştür. Bu tarih hazinesi, eski ihtişamından hiçbir şey kaybetmemiştir. Gaziantep’in en büyük camilerindendir. Dikdörtgen planlı, Haç biçimindeki camiinin içerisi mihraba dik sütunlarla üç sahna ayrılmıştır. Haçın kolları dıştan alınlık şeklinde, içten de çapraz tonozlarla örtülmüştür. Ana mekânın ortası yuvarlak kasnaklı, oldukça yüksek kubbelidir. Kesme taştan yapılan duvarlar üzerinde ilk iki sırada sivri kemerli, üst sırada da yuvarlak pencereler bulunmaktadır. Yapının üzeri kırma bir çatı ile örtülmüştür. Mihrap, dikdörtgen bir niş şeklinde dışarıya çıkıntılıdır. Mihrap duvarına üç sıra halinde pencere dizisi yerleştirilmiştir. Alınlığın ortasında da yuvarlak bir pencere bulunmaktadır. Yapı, ana hatları itibari ile gotik üslubu yansıtmaktadır. Kilisenin çanı Londra’da yaşayan Hirant Köşkeryan adındaki bir Ermeni tarafından Brezilya’da yaptırılmıştır. Ağırlığı bir ton olan bu çan, Gaziantep Müzesinde korunmaktadır.Sonradan eklenen minare, kare kaide üzeride yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Caminin 5 kapısı bulunmaktadır. İki kapısı kuzeye, iki kapısı güneye, ana kapısı ise batıya açılmaktadır. Cami olarak kullanılan yapının çan kulesi minare olarak düzenlenmiştir.

  • Gaziantep Hamam Müzesi

Osmanlı hamam mimarisi ve kültürünün en güzel örneklerinden birisi olan yapı, Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliyenin hamam bölümü olarak hizmet vermiştir. Vakfiyesine göre 1577 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Paşa Hamamı olarak uzun yıllar hizmet veren yapı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında restorasyonu tamamlanarak Gaziantep hamam kültürünün yaşatıldığı bir müze haline dönüştürülmüştür. Aslına sadık kalınarak teşhir edilen hamamda; soğukluk, ılıklık, sıcaklık bölümleri, Halûk Perk koleksiyonundan hamam araç ve gereçleri, hamam adetleri, balmumu heykeller ve maketlerle canlandırılmıştır.

  • Ömeriye Camii

Ömeriye Camii Hazreti Ömer zamanında yapıldığı ifade edilen caminin 1210, 1785 ve 1850 yıllarına tarihlenen üç adet onarım kitabesi mevcuttur. Gaziantep’in en eski camisidir. Caminin yapımı hakkındaki rivayetler ise şu şekildedir; Halife Hz. Ömer zamanında yapıldığı ya da Hz. Ömer’in kızından olma torunu Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz tarafından yaptırıldığı söylendiği gibi, Hz. Ömer tarafından yaptırılıp, Ömer Bin Abdulaziz tarafından onartıldığı hakkında söylentiler de vardır. Caminin bir diğer adı da İki Ömer anlamında “Ömereyn” dir. Minare şerefesinin korkuluklarında oyma taş işçiliğinin eşsiz örnekleri görülmektedir. Minarenin bedeninde ise Antep Savunmasının dehşetli günlerinden kalan mermi ve şarapnel parçalarının izlerini görmek mümkündür. Rivayete göre, bu cami her yıl tabana doğru çökmekte ve toprağa gömülmektedir. Tamamen battığı zaman kıyametin kopacağına inanılır.

  • Panorama Müzesi

  Anteplilerin milli mücadele döneminde işgalcilere karşı gösterdiği kahramanlığı anlatacak Panorama 25 Aralık Müzesi, kentin sembolü olacak. Kente kazandırılacak eserle, Antep savunması ölümsüzleştirilecek. Müze, geçmişle gelecek arasında sağlam bir köprü kuracak, gençlerin tarihe bakışını değiştirecek, yedi düvelde bağımsızlığına düşkünlüğüyle bilinen Türk milletinin savunmasını canlandıracak, tarihe ışık tutacak.

Dünya’da benzerine az rastlanacak müzenin bu yılın sonunda hizmete alınması için yoğun mesai harcayan Büyükşehir, ilk kazmayı 2016 Eylül sonunda vurdu. Panorama Müzesi inşaat çalışmaları,  belli bir aşamanın sonrasında, müzenin görkemli yapısı kendisini göstermeye başladı. Gaziantep Kalesi yakınlarında, yıkılan askeri lojmanların yerine kurulan müze, 12 metre yüksekliğinde, 113 metre uzunluğunda panoramik bir yağlı boya çalışması olacak.

Müzede ayrıca diorama kısımlarıyla sosyal donatılardan oluşan bölümler yer alacak. Gaziantep’in yaşadığı zulmü ve gösterdiği kahramanlığın sergilemesinin yanı sıra sanatsal bir değere sahip olması hedeflenen panoramanın içi, yağlı boya tekniğiyle yapılacak. 12 dönüm üzerinde kurulacak olan müze, kademeli geçişlerle 1133 metrekare maket alanı, 32 metre çapıyla adeta o günleri yaşatacak hatta içinde hissettirecek. Panoramaya giriş, Gaziantep’in Kurtuluş Savaşı’nda da etkili bir rol üstlendiği mağara ve livaslarla sağlanacak, panoramaya ulaşana dek, hazırlık bölümü ile görsel ve işitsel anlatım teknikleriyle panorama sahnesine hazırlayacak.

25 Aralık 2018’de tamamlanarak, hizmete alınacak.

  • Saklı Konak 

Gaziantep Kalesi yakınlarında tarihi bir konakta kapılarını açan Saklı Konak Ali Atalar Koleksiyonu, özel koleksiyondan oluşan Türkiye’nin ilk sergisidir. Sergideki eserler, Koleksiyoner Ali Atalar’ın başta Gaziantep ve çevresi olmak üzere Türkiye’nin tüm bölgelerinden toplanan bakır eserlerinden oluşmaktadır. Yaklaşık 1060 parça eserin bulunduğu müzede, Osmanlı döneminde yaşamış bakır ustalarına ait sanat eserleri sergilenmektedir. Sergide, tabaklar, ibrikler, kazanlar, taslar, tepsiler, satıllar, sürahiler, kantarlar, radyolar, Osmanlı Dönemi’ne ait silahlar, süngüler, kamalar ve kılıçlar gibi birçok etnografik eser yer almaktadır.

  • Gaziantep Kültür Tarihi Müzesi

Gaziantep Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı
zemin katında yer alan Gaziantep Kültür Tarihi Müzesi; öğrencilerine,
öğrenim gördükleri kentin kültürünü tanıtmak, öğretmek ve benimsetmek
amacıyla oluşturulmuştur.
Müzede Gaziantep arkeolojisi, orijinal kültür varlıkları ve belgelerle
örnekler sunularak kronolojik anlatımla tanıtılmaktadır. Kentin kültür
yaşamının bölümler halinde ele alındığı müzede; “Yetiştirdiği Önemli
Şahsiyetler”, Antep Ağzı ve Dil Özellikleri”, Şehrin Hayatında Önemli
Olaylar”, “Aile Hayatı, Günlük Hayat, Özel Günler”, “Çocuk Oyunları ve
Oyuncakları”, “Eğlence Hayatı”, “Fotoğrafçılık” ve “Karagöz Oyunculuğu”
gibi kesitler yer almaktadır.
Kendi öğrencilerine yönelik faaliyette bulunan “Gaziantep Kültür Tarihi
Müzesi “ 25 Aralık 2009 yılında ziyarete açılmıştır. Müzenin teşhir
mantalitesi, Gaziantep Şehrinin kültürünü ortaya koymak, burada yaşayalara
geçmişi hatırlatmak, unutturmamak ve yabancı ziyaretçilere de
Gaziantep’i tanıtmaktır.
Müzede, Gaziantep şehri esas alınarak, bu şehrin ortaya çıktığı 12.
yüzyıldan itibaren günümüze kadar geçirdiği kültür evrelerinden gelen
ve yaşam tarzını, el sanatlarını, ev sanatlarını ve gündelik hayatını yansıtan
somut kültür varlıklarının sergilendiği koleksiyonlar yer almaktadır
Müzenin koleksiyonları arasında Gaziantep ve çevresinden toplanarak
bağışlanmış olan fosiller de önemli bir yer tutmaktadır. Müzede ayrıca bir
Laboratuar/Atolye bölümü yer almakta ve Arkeoloji Bölümü öğrencilerinin
Müzeoloji dersleri için iyi bir pratik uygulama alanı oluşturmaktadır.

  • Şirvan Camii

Gaziantep Kalesi’nin batısında Seferpaşa Mahallesinde bulunmaktadır.Eskiden tarihi Gaziantep camileri içerisinde minaresi iki şerefeli olan tek cami olduğundan bu camiye halk tarafından “İki Şerefeli Cami” de denir. Şirvani Mehmet Efendi , camiyi yaptıran kişinin adıdır. Rivayete göre Şirvani Seyit Mehmet Efendi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelmektedir. Caminin yapılış tarihinin Miladi 1677 tarihinden önce olduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Bir efsaneye göre cami herhangi bir nedenle yıkılırsa onu yeniden yapacak kadar altın ve gümüşün temelinde gömülü olduğu söylenir. Camide eskiden dervişlerin zikrettikleri bir oda ve ahşap işçiliğinin güzel örnekleriyle süslenmiş bir müezzin mahfili de bulunmaktaydı. Bir başka önemli bölüm ise Boyacı Camiinde olduğu gibi minberin alttan kızaklı olması, duvarda yapılan özel bölmesine girip çıkabilmesidir.

  • Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi

Gaziantep Kalesi’nin Güneyinde bulunan Göğüş Konağı, tarihi doku içerisinde 1904 yılında yapılmış olup aynı zamanda Türkiye’nin ilk Turizm ve Tanıtma Bakanlarından olan Ali İhsan Göğüş Bey’in doğduğu evdir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonu yapılan konak, 2008 yılında hizmete açılmıştır. Gaziantep mutfak kültürünü tanıtmayı amaçlayan Emine Göğüş Mutfak Müzesi, Gaziantep mutfağında kullanılan araç ve gereçlerin teşhir edildiği ve unutulmaya yüz tutmuş yöresel yemeklerin görseller halinde sergilendiği Emine Göğüş Mutfak Müzesi, Türkiye’de kurulmuş ilk mutfak müzesi olma özelliğine de sahiptir. Dünyada şehir adıyla anılan tek mutfak Gaziantep mutfağıdır. Müzede, Antep mutfağında bulunan yemek malzemelerinden mutfak araç gereçlerine, yöresel yemeklerden içeceklere, pişirme yöntemlerinden hazırlanışına ve erzakların saklanmasına varıncaya değin mutfak kültürü anlatılmaktadır. Bunların yanı sıra bayram yemeği ve özel gün yemeği olan yuvalamanın yapılışı, tandır başında geçen kış geceleri ve kahve kültürü mankenler kullanılarak anlatılmaktadır. Ayrıca müze içerisinde Gaziantep’e özgü çeşitleri baharat ve bakır ürünleri satan hediyelik eşya satış bölümü de bulunmaktadır.

  • 14 Şehit Anıtı

’28 Mart 1920. Şahin’in şehit olduğu gün, aynı tepenin eteğinde bir acı olay daha yaşandı. Şahin Bey ve çetelerine yiyecek getiren 14 genç çocuk Dokurcum Değirmeni’nde saklandı. Şahin Bey ve çetelerini şehit eden düşman kuvvetleri Gaziantep’e doğru ilerlerken bir grup Fransız askeri Dokurcum Değirmeni’ne geldiler, 14 genci dışarı çıkardılar, değirmenin önündeki dik kayaların önüne dizdiler, ellerini birbirine bağladılar. Silahsız 14 genci önce silahla taradılar sonra da süngülediler. Ne esir aldılar ne de sorguladılar.

Fransız birliği açılan Antep yolundan yürüyüp gidince çevre köylerden koşup gelenler, elleri birbirine bağlanmış, önce kurşunlanmış ve sonra süngülenmiş bu silahsız genç çocuklara sarılıp ağlaştılar.

  • Pişirici Mescidi Ve Kasteli

Pişirici Kasteli ve Mescidi, Gaziantep’deki tarihî yapılar içerisinde, günümüze ulaşan kastellerin en eskilerinden birisidir. Kastelin üst örtüsü yol seviyesinde olup, biri kuzeyden, diğeri doğudan olmak üzere, iki merdivenle inilmektedir. Kelime anlamı olarak “suyun taksim edildiği yer” anlamına gelen kastel, türkülere bile konu olmuştur.

Pişirici Mescidi ve Kasteli, Ağa Camisi’nin kapısının karşısında bulunan Müftüoğlu Sokak’ın hemen başlangıcında yer alıyor. Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşıyan Pişirici Mescidi’nin inşaa tarihi birçok kaynakta 1282 senesi olarak gösteriliyor.

Girişte havuz, çimecelik (banyo) ve helâların olduğu alan bulunur. Mescidin tavan kısmı oyma taştan olup, mescidin tam ortasında yüz yıllardır fokur fokur kaynayan berrak su, insanı adeta büyüler.
Gaziantep’in çeşitli bölgelerinde bulunan sular, yeraltı kanallarıyla belli merkezlere getirilerek, bu merkezlerden de kanallar yardımıyla, zaman içerisinde şehrin önemli ölçüde su ihtiyacını karşılamıştır. Bu kanallar genel olarak kentin önemli arterlerinden ve cami altlarından geçirilmiştir. Evler de, su ihtiyaçlarını karşılayabilmek için genellikle bu kanallar üzerine ya da yakınına kurulmuş ve bu evlerden kanallara kuyu açılmıştır. Bu kuyular aynı zamanda sıcak yaz aylarında erzakların kuyulara sarkıtılarak uzun süre muhafaza edilmesinde de kullanılmıştır.

Su mimarisinin eşsiz örneklerinden olan kasteller, yeraltında insan eliyle kayaların oyulmasıyla yapılmıştır. Özellikle yaz aylarında sıcaktan bunalanlar, serinlemek için yine kastelleri kullanmıştır. Dinlenme, susuzluk giderme gibi ihtiyaçlar için de kullanılan kastellerin, ikinci bir havuz bölümü ise, çamaşır, yün ve bulaşık yıkanmakta kullanılmıştır.

Gaziantep’te yer alan sosyal amaçlı su yapılarından birisi olan Kasteller, Antep mimarisinin önemli simgelerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Dilimize Arapça’dan geçtiği tahmin edilen “Kastel”, suyun yeraltında bölümlere ayrıldığı yer mânâsına gelmektedir

  • Şehreküstü Konakları

  • Kozluca Kasteli

Pişirici Kastel ve Mescidi 13. yy Kozluca Kasteli 16. yüzyıla tarihlenen yapılardır. Her iki kastelinde yapılış amacı evlerin su ihtiyacını gidermektir. Temiz su ile kirli su birbirinden ayrı haznelerden akmaktadır. Pişirici Kasteli daha büyük bir ölçüde planlanmıştır. Yapılarda kesme taş kullanılmıştır. Sivri kemerli açıklıklara hela bölümü yerleştirilmiştir. Kozluca Kasteli havuzu tek, Pişirici Kasteli havuzu çift haznelidir. Her iki yapınında kitabesi mevcut değildir.

        Evler su ihtiyacını karşılayabilmek için livaslar üzerine yapılır ve bu evlerden livaslara kuyular açılırdı. Bu kuyular hem su ihtiyacını karşılamak hem de yazın sıcaktan bozulacak erzakların kuyulara sarkıtılarak bozulmaması için kullanılırdı. Ayrıca genel olarak cami altlarından geçen su kanallarının belli bir noktasına yüzeyden 30-40 merdivenle inilen ve adına Kastel denilen; içinde tuvaleti, yıkanma yeri, dinlenme ve abdest alma yerleri, hanımların çamaşır ve yün yıkama mekanları ve bazılarında namaz kılma alanlarının da (mescit) bulunduğu genişçe mağaramsı boşluklar oluşturulmuştur. Bu saydığımız fonksiyonel özellikleri bulunan mekanlar Gaziantep Kastellerinin ortak özellikleridir.

 

Bunları da beğenebilirsin

Yorum bırakın